Ticaret Sicili, İtiraz Süreleri ve Sicil İşlemlerine İlişkin Davalar ve Süreler

Ticaret Sicili, İtiraz Süreleri ve Sicil İşlemlerine İlişkin Davalar ve Süreler
Ticaret Sicili, İtiraz Süreleri ve Sicil İşlemlerine İlişkin Davalar ve Süreler
Ekim , 07,2026

Ticaret Sicili, İtiraz Süreleri ve Sicil İşlemlerine İlişkin Davalar ve Süreler

Ticaret Sicili, İtiraz Süreleri ve Sicil İşlemlerine İlişkin Davalar ve Süreler

 

I. Giriş

Serimizin ilk yazısında tacir sıfatının kazanılması, kaybedilmesi ve bu sıfata bağlanan hukuki sonuçlar ele alınmıştı. Tacir sıfatının kazanılmasının açıklayıcı bir sonucu olarak nitelendirdiğimiz ticaret siciline kayıt, tacirlik statüsünün üçüncü kişiler nezdinde somutlaşmasını sağlayan kurumsal yapıyı oluşturmaktadır. Bu çalışmamızda, ticaret sicilinin işleyişi ile sicil işlemlerine ilişkin süre ve dava yollarına odaklanılacaktır.

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nda (TTK) ticari işletmelerin ve tacirlerin hukuki durumlarının aleniyetini (açıklığını) sağlamak ve üçüncü kişiler bakımından güven ortamı oluşturmak amacıyla tacir ile ticari işletmeye ilişkin bilgi ve kayıtları kapsayanticaret sicili kurumu benimsenmiştir. Ticaret siciline ilişkin usul ve esaslar, temel olarak TTK hükümleri ve Ticaret Sicili Yönetmeliği çerçevesinde düzenlenmektedir. Ticaret sicili kayıtları, kural olarak açıklayıcı (bildirici) nitelikte olmakla birlikte, kanunun öngördüğü bazı hallerde (örneğin ticaret şirketlerinin tüzel kişilik kazanması) kurucu (inşai) nitelik taşımaktadır.

 

II. TTK m. 24-38 Kapsamında Ticaret Sicilinin Teşkilatı ve İşleyişi

TTK m. 24 uyarınca ticaret sicili, Ticaret Bakanlığının gözetim ve denetiminde, ticaret ve sanayi odaları veya ticaret odaları bünyesinde kurulan ticaret sicili müdürlükleri tarafından tutulur.

Sicil müdürü, kendisine yapılan tescil talebini salt şekli bir onay mercii sıfatıyla değil, kanun, tüzük ve yönetmeliğe uygunluk ile gerçeğe uygunluk yönünden inceleyerek karara bağlar; eksik veya gerçeğe aykırı bulduğu talepleri reddeder. Tescil edilen hususlar ilan tarihinden itibaren üçüncü kişiler hakkında hüküm ifade eder ve iyi niyetli üçüncü kişilerin hakları korunur. Ayrıca sicilin dayanağı olan tüm belge ve ilanlar müdürlükçe saklanır; herkes sicil içeriğini inceleyebilir, giderini ödeyerek onaylı suret veya tasdikname alabilir.

TTK m. 27 uyarınca ticaret siciline tescil kural olarak ilgilinin istemi üzerine gerçekleştirilir; ancak kanunun öngördüğü hâllerde sicil müdürü resen tescil yetkisini kullanabilir veya yetkili kurum ve kuruluşların bildirimi üzerine tescil işlemi yapılabilir. Bu düzenleme, sicil kayıtlarının gerçek duruma uygunluğunun yalnızca ilgilinin başvurusuna bağlı kalınmaksızın da güvence altına alınmasını sağlamaktadır.

 

III. Tescil, Bildirim ve İtiraz Süreleri

Ticaret hayatının düzenli ve güvenli akışını temin etmek amacıyla kanun koyucu tarafından çeşitli tescil, bildirim, itiraz ve başvuru süreleri öngörülmüştür. Bu süreler başlıca şunlardır:

 

Tescil İstemi

Kanunda aksine hüküm bulunmadıkça, tescili isteme süresi on beş gündür. Bu süre, tescili gerekli işlemin veya olgunun gerçekleştiği; tamamlanması bir senet veya belgenin düzenlenmesine bağlı olan durumlarda, bu senet veya belgenin düzenlendiği tarihten başlar. (TTK m. 30/1-2)

 

Sicil Müdürlüğünün Daveti ve Süre Verilmesi

Kanuna göre tescili zorunlu olduğu hâlde süresi içinde tescili istenmeyen bir hususu haber alan sicil müdürü, ilgililere belirleyeceği uygun bir süre içinde kanuni zorunluluklarını yerine getirmelerini veya o hususun tescilini gerektiren sebeplerin bulunmadığını ispat etmelerini bildirir (TTK m. 33/1). Verilen süre içinde tescil isteminde bulunulmaması hâlinde idari para cezası ve yasal yaptırımlar gündeme gelecektir.

 

IV. Ticaret Siciline İlişkin Davalar, Yargı Yolu ve Süreleri

Ticaret sicili kayıtlarının gerçeğe aykırı olması, tescilden kaçınılması, tescil taleplerinin reddedilmesi veya sicil müdürlüğü işlemlerine karşı çıkılması durumunda çeşitli hukuki uyuşmazlıklar ve dava yolları doğmaktadır:

Sicil Müdürlüğü Kararlarına Karşı Şikâyet ve İtiraz Süreleri

İlgililer, tescil, değişiklik veya silinme istemleri ile ilgili olarak, sicil müdürlüğünce verilecek kararlara karşı, tebliğlerinden itibaren sekiz gün içinde, sicilin bulunduğu yerde ticari davalara bakmakla görevli asliye ticaret mahkemesine dilekçe ile itiraz edebilirler.

Bu itiraz mahkemece dosya üzerinden incelenerek karara bağlanır. Ancak, sicil müdürünün kararı, üçüncü kişilerin sicilde kayıtlı bulunan hususlara ilişkin menfaatlerine aykırı olduğu takdirde, itiraz edenle birlikte üçüncü kişi de dinlenir. Bunlar mahkemeye gelmezlerse, dosya üzerinden karar verilir.

Sicil müdürlüğünün TTK m. 34 uyarınca verdiği kararlara karşı yapılan itiraz üzerine Asliye Ticaret Mahkemesince verilen kararın hukuki niteliği ve bu karara karşı başka bir kanun yoluna başvurulup başvurulamayacağı öğretide tartışmalı bir konudur. Kanunda bu kararın kesin olduğuna ilişkin açık bir hüküm bulunmaması, meselenin Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun genel hükümleri çerçevesinde değerlendirilmesini gerekli kılmaktadır; bu nedenle uygulamada istinaf yoluna başvurma imkânının bulunup bulunmadığı somut olayın niteliğine göre ayrıca incelenmelidir.

Sicilden usulsüz olarak terkin edilen bir ticari işletme veya şirketin ihyası ya da terkin işlemine karşı açılacak davalarda da süre meselesi önem taşımaktadır. TTK’nıngeçici 7. maddesinin 15. fıkrası, bu tür davaların açılabileceği süreyi özel olarak düzenlemektedir. Nitekim Yargıtay da bir kararında, usulsüz terkin edildiği ileri sürülen bir şirketin ihyasına ilişkin davanın bu hükümde öngörülen beş yıllık hak düşürücü süre içinde açılıp açılmadığının mahkemece resen değerlendirilmesi gerektiğine, aksi hâlde eksik incelemeye dayalı bir kararın bozma sebebi oluşturacağına hükmetmiştir.

 

V. Gerçeğe Aykırı Beyanlar ve Yaptırımlar

Ticaret siciline tescil ve kayıt işlemlerinde gerçeğe aykırı beyanlarda bulunulması, ticari hayattaki güven ve aleniyet ilkelerini zedelediği için kanunen idari ve cezai yaptırımlara bağlanmıştır. Tescil ve kayıt için bilerek gerçeğe aykırı beyanda bulunanlara ve kanuni yükümlülüklerini süresinde yerine getirmeyenlere yönelik idari para cezaları öngörülmüştür. Ayrıca gerçeğe aykırı tescil veya işlemler nedeniyle üçüncü kişilerin uğradığı zararların tazmini hususu genel hükümler çerçevesinde değerlendirilmektedir.

 

VI. Sonuç

Çalışmamızda görüldüğü üzere ticaret sicili, tacir ve ticari işletmelere ilişkin bilgilerin kayıt altına alındığı teknik bir kütük olmanın ötesinde, ticaret hayatının aleniyet ve güven ilkeleri üzerine kurulu işleyişinin temel güvencesidir. Tescil, bildirim ve itiraza ilişkin sürelerin bu denli kısa ve kesin tutulması, sicil kayıtlarının gerçek durumu güncel biçimde yansıtmasını sağlamaya yöneliktir; gerçeğe aykırı tescil ve beyanlara bağlanan yaptırımlar da aynı amaca, sicile duyulan güvenin korunmasına hizmet etmektedir.

Serinin ilk yazısında incelediğimiz tacir sıfatı ile bu çalışmada ele alınan ticaret sicili işleyişi birbirini tamamlayan iki zemin niteliğindedir; zira tacirliğin doğurduğu hak ve yükümlülükler, büyük ölçüde sicildeki tescil ve ilan işlemleriyle somutlaşmaktadır. Serinin bir sonraki çalışmasında, bu zemin üzerine inşa edilen ticaret unvanına ilişkin meselelere yer verilecektir.

 

Asist Hukuk Bürosu

“Bu not yürürlükteki hukuk uyarınca ve yalnızca bilgilendirme amaçlı olarak hazırlanmıştır. Bu not herhangi bir hukuki görüş içermemektedir.”

 

Levent Mah. Ebulula Mardin Cad. No: 55 34330 Beşiktaş/İstanbul

Tel: +90 212 275 5165    www.asisthukuk.com